şiirlerle ütopya

0
128

Bunca şair bunca güzel insan kısacılar dizelerle sevmiş onlarca kadını, onlarca adamı. Her okuyanın yüreğini parçalara bölmüş bazen ‘İşte tam da benim hissettiğim.’ dedirtmiş yüreklere. Bazıları barışı istemiş yârin yüzünü hayallerinde görmekle yetinip

“Çocuğun gördüğü düştür barış

Ağaçların altında söylenen sevda sözleridir barış”

Bazıları sevdiğine yetememiş kendince, hep bir beden büyük gelmiş aşk ona aslında en güzel sevenlerdenken kendine az gelmiş belli ki

“Aysel git başımdan ben sana göre değilim

Ölümüm birden olacak seziyorum

Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Ayten git başımdan istemiyorum.”

Ah bu nice Aytenler eritip kaybetmedi mi delikanlıları. Saçlar savruldu yalnızca bir meltem getirdi kokusunu…

İmkansız olmadı her zaman elbet, gönül kapısından kibarca geçenler de oldu, bir sıcak tebessüm edip ilk adımlarında neler duydular

“Hoş geldin kadınım benim hoş geldin

Ayağını bastın odama

Kırk yıllık beton çayır çimen şimdi…” pek az delikanlının buzdan soğuk beton yerleri çayır çimen ancak umut oldu bu dizeler başta; pencerenin demirlerinde çiçek açtıracak sevgiliyi bulana kadar buz değil kor oldu her yer.

Her duyguya bir ortak varken canına tak ettiği anlarda tek dert sende tek parçalanan yürek senin gibi gelir ya

“Bilmezler yalnız yaşamayanlar,

Nasıl korku verir sessizlik.” özüne herkes yalnız değil midir bu hayatta yastığa başını koyduğun an gözlerin kapanır çoğu zaman o an kapanmaz gözler… ancak bir sen kalırsın sana yani herkes koşar o iki yüzlü aynalara.

Kavuştuğun sevgili yanı başında kalmamıştır hep bilirsin sen boşvermişsindir, bir sen dinlemişsindir kendini

“Sen say ki; ben hiç ağlamadım,

Hiç ateşe tutmadım yüreğimi”

Kimine göre bu ateşe atmalar çok sevmelerdi asıl hata

“Bağlanmayacaksın bir şeye öyle körü körüne.

….

Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.” kafalarını yastıklarına gömüp en yüksek çığlıkları atanlar bu dizelerle yüreklendi hep ve bu dizelerden sonra ‘o olmazsa yaşayamam.’ gibi beylik laflar edilmedi.

Sadece yar mıydı hayatta olan, sevindiren yüz üstü bırakan. Ya dostlar?

“İçimde bir merak öyle bir merak ki

Ölümümden bir ay sonra bir güncük yaşamak

Ve dostu düşmanı suçüstü yakalamak.” hatırladı elbet herkes sırtındaki en derin bıçak darbesini. Bu acıların suçunu dostlarda üstlenmişti şimdi.

Kimseye verilecek çok bir şeyimiz olmamıştı

“çay var içersen

Ben var seversen” kadar çaresiz, beklentisiz bir o kadar umut doluyduk. Çayı açık içenleri daha iyi anlar kahkahalarına otaklık edebilir olduk

“Açık çay içerdi hep.

Demli olunca bardağın diğer tarafından beni göremezmiş öyle derdi.” ne sevdalar deyip imrendik o zaman.

Nice dizelerle ortak olmaya devam ettik asla yitirmedik ne barışı ne acıyı ne aşkı sevdayı… Kibirli olmadık paylaştık başta hislerimizi sonra düşüncelerimizi ve daha pek çoğunu.

O zaman buldu bizi tüm imrendiğimiz güzellikler

ve

o kadar pişman ki hüzünler yanımızdan geçmez şimdi.

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.