Şiir bir devrim dedi şair ve öylece bırakıp gitti. Peki ya kime göre ne ye göre devrimdi.

Ah şair, anlatsaydın ya kendi devrimini biraz, sen anlatamadın ya ben kendi devrimimi anlatayım biraz.

Bana göre devrim kalemle kâğıtladır. Koy yüreğini kâğıda anlat derdini kim dur diye bilir ki sana ya da kim kalemini alıp kırabilir.

Anlatacak çok şeyi vardır ne kadar çok şikâyetçidir yalancı sevmelerden. Ne kadar derin anlatır derdini ve sevmelerde öyle bir devrim yapar ki okuyan aşık utanır kendinden.

Söylesene üstadım, hangi şair devrim yapmamıştır kendi şiirinde. Bazen aşka kelepçeler vurmuş atmış zindana, bazen de gül bahçesinde bülbüle nağmeler söyletmiş.

Kırmış kalemi yeri geldiğinde ya da kaleme can vermiş dalmış derine. Kimseye anlatmamış derdini kâğıda anlattığı kadar.

Yine aşığının karşısında el pençe olmuş şair, dili tutulmuş edememiş ya iki kelime ne aşkı kalmış o an ne de aşka yazılan iki satır öylece güzelliğe hayran hayran bakakalmış bizim aşık.

Eh ne diyelim! şair söylemiş söyleyeceğini bize düşer mi söz o hem yazmış hem çizmiş gönlünde olanı.

Ve bizim şair bazen Fuzuli olmuş yazmış en derinden beyitlere aşkını ya da Özdemir ASAF gibi şiire sığdıramamış aşkını.

Ve devrimdir şiir silahsız, acısız, ölümsüz bir devrim. Sevmelerin en masum halini anlatır derim.

Bana göre ise dünyayı değiştirecek en güzel devrimdir şiir .

Kapat şimdi gözlerini ve gör bendeki devrimi; her yer sevgiyle süslenmiş ve bin bir güzelliğe şiirler yazmış şairler, eski şairler canlanmış geziyor sanki ve her köşe başında bir şiir karalanmış duvarlara… Hani savaşın yıktığı harabe bıraktığı o yerler var ya şiirle tamir edilmiş. Yine düşün ölüm yok, açlık yok ve barış var, kardeşlik var, özgürlük var işte bu devrimdir. Hem de hayallerin bile ötesinde bir devrim söylesen şimdi kim hayır der böyle bir devrime ya da kim önüne engel koymak ister ki? İşte devrim budur dostum. Dünyaya kalemle kâğıtla yön vermek budur.

İşte bundan dolayı şiir bir devrim ve bizler başroldeyiz.