Sen Parlayan Güneşin Kızı

0
46

Dünyanı sen yaratırsın; tüm içindekiler, yaşanmışlık ve hayallerinle dünyanı sen yerinden oynatabilir ve tekrar yeni yerine koyabilirsin, içindeki tüm huzursuzluk ve mutluluğunla ne zaman sen, yalnızca sen inansan, gerçekleşir ve ne zaman sen kaybolsan dünyan da seninle birlikte kaybolur.

Son senelerde her sabah neden kalktığımı bilmiyor gibi yaşıyordum; içimde yaptığım işe karşı geliştirmekten yorulduğum bağlılıkla bu nereye kadar gidecekti ki zaten, ben her zaman çok çalışmamın bana hediyelerle döneceğine inanıp çaba verdim ve vermediğimde ise vermek için elimden geleni yaptım,bunu sanmıyorum biliyorum ama bu fazladan üzerime yük olan gerginlik beni yolumdan döndürmeye ilk başladığında ne yapmam gerektiğini unuttuğum çok zaman oldu, neyi nasıl ne zaman yapabileceğimi bimediğim kuytu düşünceler içinde devam edemeyeceğimi biliyordum zaten, ve öyle de oldu tüm o yaydığım çekim kuvvetinin yapmamı istediği şeyler kendiliğinden gerçekleşmeye başladı evet bunun içten farkındalığı içinde ben de bir gün bunun geleceğini biliyordum artık, ama ne zaman.. içten gelmeyen her oluş tükenir değil mi ve içten söylenmeyen her söz ve yazılan her cümle de sonsuz karanlık içinde yok olur ve terk eder artık o ruhunu, terk etsin ve gitsin bu benim en fazla kazanacağım bir durum olacaktır daha azı değil.

En nihayetinde gerçekleşti ve o an içimde yeni bir tohum patladı huzurunu içime yavaşça sızdırmaya başladı bu unuttuğum her hissi yerine tekrar koyabilecek güçte bir frekans yaymaya da başladı, tam da o patlama anında, ben kendime yakınlaşmaya başladım; damarımda dolaşan en minik zerrelerin içinde kaynamaya başladılar beynime akın etmeye.. burnumu sızlatan o duygular ah geri geldiniz değil mi en büyük kutlamaların yapıldığı günlerdeki gibi coşku dolusunuz bana verdiğiniz işte bu, verin daha fazlası ile gelin ve artık hiç gitmeyin çünkü ben kendim olarak tekrar yaşamaya devam etmek istiyorum, bir arı gibi üretken ve bir karınca gibi durup beklemeden yürüyen, sadece kendi yolundan; cesur bir kadın olarak ve daha önce benim hayatımda kimsenin yapmadığı kadar büyük,her yeni güne başlarken tekrar aynısını yaşamadan ama hep daha renkli bir gökkuşağı olarak devam edecek hayatımın her gününe yakınlaşarak ama asla uzaklaşmayarak..

İşte bu bendim, gerçek ben; korkusuzluk çayı bana verilmiş daha ilk doğduğumda annem tarafından, o beni ilk kollarına alıp gözlerimin içine baktığında vermiş bunu bana, kendisi kadar kocaman bir kalbe sahip olup her düşünceyle güçlenebileyim diye, bu düşüncelerin ucu bucağı olmasa da bana yapabileceklerime karşı değil onlarla birlikte süzülmem için yapmış bunu; zamanını bilmeden ama hep buna hazırlanarak geçen yıllara sevgiyle bakıyorum, bugünden bu andan ötesinde hayal ettiğim gibi ve gerisinde olması gerektiği gibi, ışıklar bahşedilmişse içimde kah yanıp sönen kah hep yanmaya devam eden tüm olgular bilgiler ve asıl ruhumun devamı olanla..

Ben buyum işte kuytulardan en derin diplerden yeryüzüne çıkmaya and içmiş; küçük görünen ama hep büyüklüğüne adanan bir hayatın içinden geçen.. neden imkansıza sırtımı dayamış olayım ki, artık biliyorum; bu hep beklemişlik içinden çıkan bir kar çiçeği gibi boynu asla bükük olmayan mis gibi kokladığında sana seni getiren bal çiçeğisin sen, inanılmayan peşinde koşan bir masal kahramanı gibi ışığını arayan küçük deliklerden sızdığını görüp peşini asla bırakmayan bir kahramansın, sen ne görüyorsun peki?

Ve anlatmaya başladığın bu ilham veren masalların içinde sen parlayan güneşin kızı gökkuşağının en yakın arkadaşı, sevgili ruhum; iyi ki geri geldin çünkü seni çok özlemiştim ben.

Sevgiyle..

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here