Pişmanlık mezarlığı

6
96

Kazmayı kaldırabildiğim kadar yükseğe kaldırıp, var gücümle vuruyorum toprağa. Alnımdan süzülen teri sol elimin tersiyle silip, derin bir nefes alıyorum. Aldığım nefes ciğerlerime yaramamış olacak ki, bir öksürük nöbeti başlıyor. Ara vermek zorunda kalıyorum. Zaten bu aralar öksürmekten geceleri uyuyamaz oldum. Hanım ısrar edip duruyor doktora görünmem için. Görünsem ne olacak! Hanım da gayet iyi biliyor bu öksürüğün nedenini. O nedenden kaçışım yoksa eğer, doktor ne yapsın? Nasıl çare bulsun derdime?

Öksürük kesilip de, nefesim biraz olsun rahatlayınca yeniden asılıyorum kazmaya. Hırsla vuruyorum toprağa. Avucumun içi acıyor, aldırmıyorum. Sonra “keşke,” diyorum. “Keşke bu sabaha geri dönebilsem. O zaman hâkim olurdum belki sinirlerime.” Ama olan oldu artık… Geri dönüşü yok…

Henüz kimseye anlatamadım. Hele benim hanım duysa, düşer bayılır üzüntüsünden… Kahrolur kadıncağız…

Nasıl bir anda kendimi kaybettim, ben de şaşırdım. Öyle sinirli bir adam değilimdir aslında. Her zaman bin düşünür bir söylerim. Karşımdakinin edepsizliğini görmezden gelirim. Ama bu kez olmadı işte… Benim de sabrımın bir sınırı varmış demek…

Toprağı kazarken, alnımda biriken ter, gözlerime akıyor. Terimin tuzu gözlerimi yakıyor… Canım yanıyor… Yine aldırmıyorum… Daha fazlasını hak ettim ben! Karımı, çoluğumu, çocuğumu düşünmeden hareket ettim. Artık pişman olsam ne fayda! Şimdi kazdığım bu toprağa pişmanlığımı gömersem, geri dönebilir miyiz bu sabaha?

O da bilerek tahrik etti ama beni! Özellikle damarıma bastı. Benim gibi sakin bir adamı bile çileden çıkartmayı başardı. Kaç aydır zor dayanıyordum zaten. Ev sahibiyse, bizim de sahibimiz değil ya! Hem istediği gibi kiraya zam yapacak, hem de evden çıkartmakla tehdit edecek! Yok arkadaş! Ben de dayanamadım tabii…

Soğuktan iyice sertleşip kaskatı kesilmiş toprağa elimdeki kazmayla sanki canımı orada bırakmak istermiş gibi vururken, bir el dokunuyor omzuma. İrkiliyorum…

“Haydi Necati, vardiya bitti,” diyor omzuma dokunan elin sahibi. Sahi ya, düşüncelere dalmış, saate bakmamışım ne zamandır. Bırakıyorum elimdeki kazmayı. Kömür karasından daha kara olan ciğerlerim, yeni bir öksürük nöbetiyle karşılıyor vardiya bitişini.

Ev sahibiyle tartışıp, bu ay evden taşınacağımızı söylediğimi benim hanıma nasıl açıklayacağım şimdi? Kışın ortasında yeni bir evi nereden bulacağız? Keşke alttan alsaydım… Ev sahibine sinirlenip de, evinden çıkacağımı söylemeseydim. Bir anlık sinirle ne işler açtım başıma!

Daha benim kafamdaki hesaplarım bitmemişken bitiyor bugünkü vardiyam. Sessizce terk ediyorum maden ocağını. Bilinmezliklerle dolu karanlık geleceğime yürürken, yerin dibindeki karanlıktan kurtulduğuma sevinemiyorum bile.

 

6 YORUMLAR

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here