Bazen içiniz bir hoş olur.

Birden bir dinginlik çöker üzerinize. Belki aldığınız bir haber, belki dinlediğiniz bir şarkı sizi böyle yapmıştır. Kim bilebilir. Belki aşık olmuşsunuzdur.

Klavyemin eksik tuşlarıyla size belirtiyorum bu kelimeleri.

Gözümden akan yaşlar için, dinlediğim mavi duvar (haramiler – mavi duvar şarkısı )

şarkı içinde.

Kaybım var. Hayatın bazı yıllarını kaybetmişim, haberim yok.

Hayatın en güzel yıllarını kaçırmışım , haberim yok.

16 yaşındaki küçücük hayatımda, Kemal Sunal ‘dan tutun, Aziz Nesin’e kadar bir çok hayatın en güzel yıllarını kaybetmişim.

Üzüldüm. Ağladım. En çokta bir çok yaşıtımın bu insanlar tanımamasına, sadece kulaktan dolma bilgilerle kalkmasına üzüldüm.

Mesela  Aziz Nesin’nin  Nazım Hikmet , mavi gözlü dev için yazılar yazdığını , ekler , sayfalar tuttuğunu biliyor musunuz?

Yada Nazım Hikmet’in Açlık Grevin’ e Münevver , güzel yüzlü kadının gelmediği için girdiğini biliyor musunuz?

Yada Kemal Sunal’ ın uçak korkusu yüzünden öldüğünü .

Ben bunları öğrendiğimde , şaşırdım , hayran kaldım, ağladım.

Unutulmak üzere bu adamlar , bu insanlar .

Adile Naşit bana hep tontişim denildiğinde aklıma gelen insandır.

Bazı hayatlar girdi bu hayata. Bazı insanlar. Bir iz bırakıp gittiler.

Bir iz bırakmak istiyorum.

Belki imkanız bir iz  ama , ben  ONLARI YAŞAMAK İSTİYORUM.

Onlara yaşatmak için de galiba çok okumam  , yazmam ve öğrenmem lazım.