MAVİ

2
1035

Güneş kızıllığından arınmış tüm berraklığıyla camlardan süzülürken zifiriliğini aydınlatmıştı odanın.  Kamaştırıp gözlerini birkaç saniye sonra duvardaki saate bakınca yatağın çarşafını mayışmasıyla yere indirerek banyoya attı kendisini. Tatilin ilk günü olmasının yanı sıra Kenan’ın Elif’e yapacağı evlenme teklifini düşündükçe en yakın arkadaşının yaşayacağı tüm heyecanı iliklerine kadar hissediyordu. Elif kadar Kenanda kardeşi gibi olmuştu Masalın dört yıldır. Beraber bir sürü seyahate çıkmışlar, birbirlerinin en zor anlarında yanlarında olmuşlardı. “Onlar olmasaydı o zor günleri tek başıma atlatamazdım.” diye düşündü Masal dişlerini fırçalarken… Böyle iki dosta sahip olmanın huzurunu yaşarken Kenan’ın bu sürprizi ona yola çıkmaya yarım saat kala bahsetmesinin sebebini anlayamadı… Dün haberi olmuştu ve detaylarla ilgili hiçbir şey bilmiyordu. Kenanla yaptıkları konuşmayı anımsadı Masal…

 

-Niye bu kadar geç haber verdin bana Kenan?

-Benimde yeni haberim oldu kendimden.

-Nasıl yani?

-Nasılını boş ver sen şimdi. Vaktimiz az, Elif gelecek. Yarın akşam teknede bizden önce gidip bizi bekleyecek misin onu söyle?

-Heyecanla bekleyeceğim hem de, deyip gülüşmüştüler…

 

Hazırlandıktan sonra otelin kafesinde sabah kahvesini yudumlarken Kenan ile Elif gelince kahvaltıya geçtiler. Akşam için hiçbir plan yapmayıp bütün günlerini denizde geçirdiler. Günün sonunda ise Kenan’ın söylediği tekneyi bulmak için yola koyuldu Masal… Tekneyi ararken ismini anımsayıp “Aferin Kenan, güzel detay bulmuşsun… Mavi tekne!” diye geçirirken içinden, iki mavi arasında kalmış üzerine eğikçe ‘’Mavi’’ yazılmış bir tekneyi görünce buldum işte benim tatlı âşıklarımın güzel teknesini dedi… Dalgaların sesinde dans ederken güneşse tüm ışıltısını yansıtmıştı bu şirin tekneye… Dalgaların ritmine uyup tekneye eşlik edercesine dans ederek attı kendini güverteye… Tekneye bindiğinde beyaz bir masanın üzerine serpiştirilmiş beyaz gül yapraklarının ortasındaki mumun karşısındaki iki kadehe gözü takılınca dört yıl önce yüreğine düşen ateşin ilk közlerinin atıldığı çatı katı geldi aklına. İlk orada içmişti çömlek yapımı kadehlerde şarabı. Sonrada Kenan, Elif ve onunla gittiği Kapadokya tatilinde çömlek yaptıkları yerden aldıkları kadehleri geceyi süsleyen Peri Bacaları manzarasına karşı tokuşturuşlarını anımsadı… Bugün için bu kadehleri uygun görmüştü demek ki Kenan. “Aferin sana Kenan, bu kadehler hep özel anları ölümsüzleştirmeli.” diye geçirdikten sonra içinden anımsadığı anılarının içinde yaşattığı burukluğu dağıtmak için kafasını denize çevirdi… Gözünün takıldığı bir martıya bakıp “Ne kadar şanslısınız be!” derken teknenin yavaşça denizin koynuna doğru ilerlediğini fark edince  birden irkildi… Kaptan burada mıydı, ama daha Kenanla Elif yok ortalıkta diye düşünürken kafasını çevirdiğinde yüzü onun yüzüne değdi… Duraksadıktan zaman sonra dudaklarından titreyerek dökülebildi kelimeler…

 

-Sen! , dedi.

-Hiç değişmemişsin!

-Sen!

-Şaşırdın mı beni gördüğüne?

-Ne işin var senin burada?

-Konuşmamız gereken şeyler var!

-Yıllar öncesinde sen susarken konuştuk biz aramızdaki tüm konuşulacak şeyleri. Artık aramızda konuşulacak hiçbir şey kalmadı. Neden buradasın, beni mi takip ettin bilmiyorum ama bir an önce gitsen iyi olur. Elif ve Kenan’ın en mutlu gününü bizim yüzümüzden mahvolmasını istemiyorum.

-Her şeyi anlatacağım sana.

– Elifle Kenan gelmeden bir an önce git lütfen!

-Onlar gelmeyecek. Bütün bunlar bizim için, beni dinlemen lazım!

 

Daha fazla direnemedi Masal. Dinlemesi gerekiyordu. Belki de yıllardır kafasını yastığa koyduğunda kaçtığı soruların cevabını alacağı geceydi. Üzerindeki ilk şoku attıktan sonra Kenan’ın Elif’e evlenme teklifi sürprizi için burada olmadığını, Ozan’ın planının bir parçasına alet olduğunu anladığında Ozan anlatmaya başlamıştı…

 

“Dört yıl sonra telefonda sesimi duyduğunda Kenan da çok şaşırdı. Ona seninle konuşmak istediğimi anlattığımda senin asla kabul etmeyeceğini üstüne birde benden bahsetmeyi yasakladığını anlattı. Benden sonra yaşadıklarından, herkesten kaçışından, güçlü görünmek için kendinle savaşından bahsetti. Ben arasaydım gelmezdin Masal.  Kenan’ı ikna etmem çok uzun sürdü.  Ama sonunda o da şahit oldu pişmanlığıma ve çaresiz çırpınışlarıma… Sonrasında sizin buraya tatile geleceğinizi öğrendiğim gün eskiden beraber yaptığımız şafak saymayı bu sefer tek başıma yaparken senin eksikliğini saatleri bile saymaya başladığımda iliklerime kadar hissettim. Eksikliğini öyle çok hissettim ki bundan sonra senden bir saniye bile ayrı kalmak istemiyorum. Şimdi bana ne desen haklısın sevgilim. O zamanlar öyle çaresizdim ki, sana aşık olduğumu anladığım an kaçmaya başladım sen… Ve senin bana aşık olduğunu hissettiğimde ben kabuğumun en içine gömdüm kendimi. Sen o kabuğu kırmak için çok mücadeleler verdin.  Ne zaman çıkmaya çalışsam kabuğumdan senin o güzel teninle yüreğine sığınmak için adım atsam geri kaçtım. Çünkü senin renklerinin yanında ben hep zifiri kalıyordum. Korktum sevgilim, senide karanlığıma çekmekten… Senin enerjinden etkilenirken, enerjini emip seni kendime benzetmekten korktum. Çok gençtin, şimdi olduğu gibi o zamanlarda çok güzeldin. Bir heves diye düşündüm kendimi, zaman sonra beni umursamazsın ve kaçmak istersin bu kasvetli adamdan diye düşündüm. Benim gibi bir adama ne kadar katlanılır ki diye düşündüm. Sana gelmek için can attığım her an senden kaçtım. Ben bu yüzden hep sustum sevgilim. Senin sorularına, sitemlerine, senin tüm çırpınışlarına sustum. Korkak bir adamdım evet! Kendimle beraber seni de bu ateşte yakıp kül olmaktan korktum. Şimdi ne desen haklısın bunca yıl için, korkaklığım yüzünden sana yaşattıklarım için…

-Bunları söylemek için çok geç kaldın!

-2017’nin son günü attığın maili hatırlıyor musun? Bir hafta boyunca hiç konuşmamıştık. Senin çırpınışlarından sonra silkinip saklandığım kabuğumdan kaçıp, ilişkimiz için bir yol bulmaya çalışıyordum. O gece kararımı vermiş, yeni yıl gecesinde seni arayıp her şeyi açıkça konuşup çizdiğim yolu seninle yürümeyi teklif edecekti. Ama sen o kararı verdiğimin sabahında bana o maili attın…

 

2017 yılının son rüyasında da onu görüp göğsüne oturan yumruğun hissiyle bilgisayarı açıp, uyumadan önce verdiği kararı uygulamaya koyuldu Masal. Tüm limanları yakıp umut bırakmayacak kelimeleri özenle seçip gönderdikten sonra maili “tek çarem buydu” diye düşündü…

 

Telefonuna gelen mail bildiriminin Masaldan geldiğini görünce heyecanla tuş kilidini açtı Ozan. Gece verdiği kararın heyecanıyla Masal’ın mailini okuyunca saatlerce hiçbir şey yapmadan koltuk da oturdu. Defalarca okudu konu kısmında “Veda” yazan maili…

 

“Bu sefer senden gerçekten vazgeçmek istedim ve bu sefer kendimi bile şaşırtıp büyük oynadım. Bunu sana anlatmamın sebebi belki zaman geçerde yine yollarımız kesişirse buna engel olmak için… Çünkü artik seni hayatımda istemiyorum.  Çünkü artik vefasız insanların bana zarar vermesini istemiyorum. Sana demiştim ya bu ilişki bittiğinde senin eserin olacağım diye… Artık senin eserinim… Seni unutmak için, senin bedeninin izlerini silebilmek için dün geceyi hiç tanımadığım biriyle geçirdim. İçip içip sarhoş olduktan sonra bunu yapabildim. Benim için en özel olan şeyleri herhangi biriyle yasadım sırf senden ve senin izlerinden kurtulabilmek için… Ve sabahında bir daha görüşmeyelim diyip çıktım. Bu senin eserin, ben senin eserinim… Ama pişman değilim. Hiçbir zamanda olmayacağım. Sana anlatıyorum bunları çünkü bir gün tekrar eski Ozan ve Masal olmayalım diye. Beni özlersen bunu hatırla ve beni arama. Seni çok sevdim, sana çok aşıktım… Senin için her şeyi değiştirmek için mücadele etmeye hazırdım ben. Beni çok değiştirdin… Yüreğine dokunup orayı yumuşatmak isterdim ama sen benim yüreğime dokunup kendin gibi yaptın… 2017’nin son gününe gömüyorum seni ve acılarımı… Kendine iyi bak, hep mutlu ol…”

 

– Evet, o maili attım ve hala daha yazdıklarımın arkasındayım, diye konuşmaya başladı Masal. O gece yaşadıklarımı sana anlattım ve dediğim gibi hiç pişman olmadım. Şimdi o mailin hesabını sormak için geldiysen çok geç artık üzgünüm. Üzerinden dört yıl geçen bir olayın, geçmişe gömdüğüm birine açıklamasını yapmayacağım.  O zamanda dediğim gibi bir gün beni özlersen bunları hatırla ve bana gelmek için çıktığın yoldan geri dön. Senle biz bunca şeyden sonra eski Ozan ve Masal olamayız. Lütfen gidelim artık buradan.

 

-O mailde yazılanların doğru olmadığını biliyorum artık ve bu sefer kaçmayacağım. Bahsettiğin gece Elif ve Kenanla olduğunu öğrendim. Buna zaten hiç inanmamıştım.

 

-Sana hiçbir şeyi kanıtlamaya çalışmayacağım.

 

Bu esnada Ozan’ın şarap doldurduğu kadehe uzatırken elleri birbirine değince bir hışımlı çektiği kadehi hızlıca içti. Şişenin dibi görünmeden diğer şişeye geçtiler gece boyu… Sanki araya yıllar yıllar girmemiş gibi güldüler. Ozan’ın gülerken gözlerinin etrafında oluşan çizgilerini izledi… Yokluğunda fotoğraflarına bakıp o çizgilere dokunurken sıkışan göğsünü hatırladı. Ama aldırmadı buna… İçtiği şişelerce şarabın çakırkeyfin üstüne atmaya çalıştı yıllardır içine sakladığı bu duyguları gün yüzüne çıkarırken… Ozan’ın yaptığı gibi kaçmadı korkularının arkasına… “Bizim şarkımızı söylesene.” dedi Masal. Yıllar öncesindeki çatı katındaki gecedeydiler sanki… İki tabureyi birleştirip yaptıkları masanın üzerindeki mum gökyüzüne uzanıyorken onun sesinden en sevdiği şarkıları dinleyip kadehleri tokuşturuyorlardı…  Masal’ın bu halinden cesaret alan Ozan kıza yaklaşıp cebinden çıkardığı yüzüğü parmağına taktı. Yüzüğe uzun uzun baktı Masal.

 

-Tanıdın mı bu yüzüğü? , dedi.

-Kapadokya’da bana alıp da tam vereceğin zaman Kenan’ın bakayım yüzüğe deyip elinden aldığı yüzük değil mi?

-O gün tamamlanamamıştı cümlem, o günden sonra yıllarca ikimizde hep eksik kaldık. Bundan sonra birbirimizi hiç yarım bırakmayalım.

Bu cümleleri dinlerken uzaklara dalan Masal, Ozan’ın “Benimle evlenir misin?” sesiyle irkildi. Duraksayıp parmağındaki mavi taşlı yüzüğe baktığında gecelerce rüyasında yarım kalan o sahnenin tamamlanışını anımsadı. Ozan’ın gözlerinin içine dalarak sımsıkı sarıldı boynuna. Kokusunu ne kadar çok özlediğini fark etti. Sakallarına dokunup, mutluluktan kırışan göz kenarındaki çizgilerden öptü… Geri çekilip kadehine biraz daha şarap doldurduktan sonra “Evet!” dedi. Sımsıkı sarıldı Ozan Masal’a… Belinden tutup kendisine çekerken alnına öpücük kondurup saçlarının kokusunu içine çekti… Saatleri böyle geçirip sımsıkı sarılarak uykuya daldılar bir daha hiç ayrılık girmeyecekmiş gibi aralarına…

Yaklaşık iki saat sonra elleri terleyerek uyandı Masal… Ozan’ın elini sımsıkı tutarak kokusunu içine çekip yataktan kalkıp güverteye geçti. Parmağındaki yüzüğü çıkartıp masaya bırakıp çantasından çıkardığı günlüğünden kopardığı sayfaya bir şeyler yazdıktan sonra güvertenin ucuna gidip gökyüzüne bakıp “MAVİ” tekneden kendini mavi sulara doğru bıraktı…

Mavi sularda kaybolurken bedeni Ozan irkilerek uyandı yataktan… Masal’ın yanında olmadığını fark edince güverteye doğru adımlarını hızlandırdı… Etrafına bakındığında Masal’ı göremeyince gözü masada duran yüzükle kağıda ilişti… Masal’ın satırlarını elleri titreyerek okumaya başladı…

“Sevgilim,

Yıllar sonra ilk defa aldığım nefesin boğazlarıma düğümlenmeden ciğerlerime ulaştığını hissettim. Sana sitemlerimi sürdüremedim. Yıllardır içimde kurduğum cümleleri yüzüne hoyratça vuramadım. Ben sana hep yenildim sevgilim. Şimdi sıcacık sevgili koynundan, sensizliğime en çok ortak olan mavi sulara atıyorum kendimi… Bu bir kurtuluş sevgilim… Bu kararı vermek kolay değildi… Her ne kadar huzur verse de bugün bana, ben yıllarca bu huzurlu geçirdiğim anların acısıyla yaşadım… Şimdi gitmemek için geldiğini söylüyorsun ama bu seferde ben korkuyorum. Sen hep yanımda olsan da bu korkunun yıllarca peşimi bırakmayacağını biliyorum… Üzgünüm sevgilim, bu saatten sonra ne gelebilirim ne de gidebilirim senden… O ateşin içinde ben kül oldum, şimdi küllerimi savurmaya gidiyorum…  Affet beni sevgilim… Kızıp bağırıp haykıramıyorum ben sana… Susmak istiyorum, susamıyorum… Kayıtsız kalamadığım için aşkına, seni de kendimi de cezalandırıyorum gidişimle… Canım yanıyor, seninde canını yakmak istiyorum… Bencilliğim için affet…

Elveda sevgilim…

Öpüyorum gözlerinin etrafındaki oluşan çizgilerinden…

Masal“

 

Mektubu cebine katlayıp teknenin ucuna doğru koşup kendini Masal’ın koynuna doğru bıraktı…

 

 

 

2 YORUMLAR

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here