Kahverengi gözlerinden kahve demledim, gelmiyor musun?
Ay ürktü yüzündeki parlaklıktan, saklandı geceye usulca, 
Mor bir pelerin giy, gölgeler ayırt edemesin seni, 
Ürkerim gecemin karanlık kalmasından,
Gözlerine bakıyor olsam, utanırım gözlerimi kırpmaya, 
Titrerim kuşkusuz, güzelliğinin karşısında. 
Ve ümitle iç çekerim, hevesle sana sarılmaya.
Gökkuşağının siyah beyazlığına bürün şimdi, 
Yağmur ol ve narince yağ üstüme, dokun tenime,
Gel ve sarhoşluğun tadını çıkar, üzerimizde yıldızlar. 

Kahverengi gözlerinden kahve demledim, gelmiyor musun?
Uzanıyorum sararmış bir yaprağa, 
Seni andırıyorsa da, gülümseyip atıyorum öylesine sokağa,
Uçageliyor gerisingeri bana, çarpıyor suratıma ve kalıyor orada,
Rüya sanıyorum ama değil, alıyorum onu elime, 
Yaprağın kulağına fısıldıyorum gizlice, “sevgilim?” 
Anlamıyor yaprak, cebime koyuyorum, 
Gözlerimi kapatıyor, seni hayal ediyorum, 
Tadını düşlüyorum, dokunuyorum sana, yapraksın sanki sen.

Sen ne yap ne et gel geri, karanlık çökmeden evvel gel, 
Korkularını filan hepsini al gel, 
Ruhunu da getir, anneni de ablanı da, 
Herkesi al gel, aydınlansın ruhum yalnızlığında, 
Aitliğin bütün parçalarıyla gel sen bana, 
Musiki notaların kaybolduğu o saatte gel, 
Yelkovanla akrebin birbirine küstüğü o an hani, 
Hah! İşte tam da o anda gel, gidemeyesin geri. 
Heyhat! Dalkavuğun olayım, korkuluğun olayım sen yeter ki gel,
Ne karga ne de başka kara bulut yaklaştırırım sana, haydi atla gel,
Ya atla bir faytona, onla gel, ya da gerçekten bin bir ata, atla gel, 
Sevgilim, kahverengi gözlerinden kahve demledim, gelmiyor musun?