Uykusunun en tatlı yerinde gözlerini açmıştı küçük kız. Büyük bir gürültüyle sarsılmıştı evleri. İlk defa olsa yataktan fırlar, korku içinde ağlamaya başlardı. Ama alışmıştı artık bu patlama seslerine. Çocukluktan gelen umursamazlıkla “Yine patlama oldu,” diye düşünüp uyumaya devam etmek istedi. Çünkü çok güzel bir rüya görüyordu…

Gerçek hayata tercih ederdi rüyalarını. Uyanırsa göremeyecekti geçen yıl kaybettiği annesini. Artık sadece rüyalarında buluşuyorlardı. Annesine doyasıya sarılıyor, öpüyor, kokluyor, oyunlar oynuyordu küçük kız. Uyandığında ise yine yalnız kalıyordu… Gerçek dünyanın acımsızlığı canını yakıyordu.

Geçen yıl yine bu zamanlar pazar alışverişi yapıyordu annesi. Pazar yerinin ortasında, kalabalığın içinde, bir canlı bomba “Allahu ekber!”deyip patlatmıştı kendini. Annesiyle birlikte ablası da ölmüştü bu patlamada. Küçük kız o günden beri etrafta ne olup bittiğini umursamıyordu. Şehirlerinin üstüne bombalar yağmaya devam ediyor, genç kızlar kaçırılıyor, bir daha haber alınamıyordu… Canlı canlı yakılanlar konuşuluyordu her yerde. Küçük kız içinse geçen yıl durmuştu hayat. O günden sonra kimseyle konuşmak, oynamak, gülmek istemiyordu. Babasıyla birlikte hayata tutunmaya, yaralarını sarmaya çalışıyorlardı…

Hayallerinde annesiyle ve ablasıyla beraber olduğunu düşünüyordu hep. Eğer şanslı günündeyse rüyalarına geliyorlardı. 

Gözlerini kapatmıştı küçük kız. Yeniden uyuyacak, annesinin ipek saçlarını okşayacak, cennet kokusunu içine çekecek, sıcacık kollarında ısınacaktı. Gerçek hayat sıkıcıydı, kötüydü, acımasızdı. 

Uyku, küçük kızı en tatlı melodileriyle yeniden ele geçirmek üzereydi ki, bir patlama daha oldu. Evlerinin hemen yanında patlamıştı uçaktan atılan bomba. Bu kez yanan küçük kızın yaşadığı evdi.  Parçalara ayrıldı küçücük bedeni. Ardından kimse aramayacaktı bu parçaları. Babasıyla birlikte ölümün soğuk yüzüyle tanışmışlardı. Artık özgürdü küçük kızın ruhu. 

Halep’te hava bombardımanı sonucu küçük bir kız bedeni parçalara ayrılmıştı. Küçük bir kız ölmüştü o gece… Günahsız… Masum… Oyuncak bebeklerini geride bırakan… Her şeyden habersiz küçük bir kız… Aynı saatlerde Miami’de biri kokteylini yudumluyor, Moskova’da biri yatağında huzur içinde uyuyor, Los Angeles’da biri pokerde şansı yok diye üzülüyor, Roma’da biri sevgilisine dondurma ısmarlıyordu.

Bir ülke yakıp yıkılırken, insanlar kulaklarını tıkamış duymazdan geliyor, gözlerini yummuş görmezden geliyordu.