Geç kalınmış bir anıdan başlamak, tüm şimdilere meydan okumak değil de nedir?

Takılı kalmış kareler var. Gözlerin önünde yaşlanan yıllar.

Bırakılamamış hatalar var günlükler dolusu, yıllara yol alırken.

Beyaz elbiseli hanımlar, siyah giyinmiş beylere ne yaraşır tek kelime telaffuzunda.

Ömür, saatlerin hıncahınç geçtiği kısa varlık.

Ömür, bitmek bilmeyen trenin sonundaki yolcuyu bekleyenler kadar sabırlı.

Ömür, iki heceden fazlası olabilmiş bir şey.

Niyet edip, bayrama gün sayan yaşlılar kadar hüzünlü,

Göz pınarları kuru ağlaya(maya)nlar için ikiyüzlü,

Bir de geceyi güne bağlayan bir kız için koyu gözlü,

Mürekkep biriktiren kağıtlara özlü sözlü,

Ömür.

Ömrüne ömür ekleyen sevgilere nefes yetiştirenler için;

Sadece biter,  geçer, gider.

Ömrüme gel, gonca güllerim var kapımda.

Ömrüme uzan, çiçek desenli çarşaflarım var yatağımda.

Ömrüme eklen; biterse sen,  geçerse sen,  giderse yine sen kalasın ardında…

 

 

                                                                                                                                            12 ξylül salı 2017      02.17