BU DÜNYADIR BENİM ODAM

0
298

Yazgıya kafa tutmanın diğer adı mıdır aşk?
Nefes almak gibi kısa bir süre de aşık olunabilir mi?
Kafamı yastığıma yumuşakça teslim ettiğim andan beridir durdurulamaz tasvirler var.

En acısı severken gitmek.
Gitmeye mecbur edilmek.
Paramparça bırakılmış kalbinizle el ele,
Birlikte hayal ettiğiniz yollardan geçmek.
Yağmuru seyretmek için perdeler aralayan korkaklardanım,

Islanmayı göze alamayan nahif de olabilir.

Yüz üstü bırakmak değil bu,

Sadece kendine değer vermek.

En acısı da severken affedememek.
Yüreğindeki hançerin öteki ucunda sözlerini görmek.
Kırılmak da vardır elbet,
Bu bencillik sayılmaz öyle değil mi?
Bu mutluluğu istemek.

Kötü haberler var kulak çınlamalarımın ardında,
Kötü rüyalar, kötü düşünceler…
Bir marş yükselirken ritmi doyumsuz oluverir ya,
Öyle tutarsız kalp atışlarım.
Kırıldıktan sonra kırmak mıdır bu?
Yoksa acını hafifletmek için dert dinlemek mi gerekli?
 
Sevmeyi bildiğimi sanırdım,
Sevmeyi kök salan ağaçlar gibi yaşatmıştım oysaki.
İçimde tarifsiz yaralar varken,
Sevmeyi rafa kaldırmam çok mu olağan?

Sorularım bitmek bilmiyor,
Kafa karışıklığımın üstüne çizilen bir ufak çizgi gibi, cevap beklemek.
Umutsuzca, bıraktığım ana geri dönüyorum.
Yarım hissediyorum,
Eksik hissediyorum,
Hiç tamamlanmayacak bir resimmiş gibi,
Ama doğru yaptığımı da hissediyorum.
Gün gelir zaman sofrasını kurar ve karşılıklı birkaç kadeh anı içilirse,
Sarhoşluğumun sebebini de biliyorum.
Severken kendini teslim etmektir en güzeli.

Yol boyunca çiçekler topladım. 
Yolun sonunda bir avuç suyum olmadığını fark ettim.
Yazık ettim çiçeklere, özlemle baktırdım yurt bahçelerine,
Hem kendime hamallık ettim hem de can yaktım istemsizce.
Güzel günler uzak değil,
Uzaklık zaten hiç dostum olamadı.
Bendim bir kapıdan geçerken gözlerim kapalı dua eden,
Ve şimdi yine benim çiçek katili olduktan sonra,
Kapıyı ardıma bile bakmadan çekip giden.

Hasta bir zihnin kurtarılmış tarafından bakarsam eğer,
Kendime bir fincan kahvem ve kırk yıllık hatrı sayılır yine ben varım.
Kucağımda anılarımla dolu sandıklarım,
Köşede, uçları hala alındığı gibi güzel sevilmiş kitaplarım,
Ayağıma tırmanan hatalarım,
Başımı okşayan mutluluklarım,
Radyomdan yükselen kahkahalarım,
Duvarlarımda huzur tablolarım var.
Fark ettim ki oda denen yaşamımda her şey güzel oturmuş rayına.
Güneş birgün doğar ve ben perdelerimin arkasından baktığım yağmura elveda edersem,
Pişmanlık perdelerimi sökerim yerinden ve iliştiririm usulca tecrübe merdivelerimi.
Teker teker asarım yerine keşke dememeleri.
Ve en oluru; severken, kendini sevmeyi de bilmeli!

1 Aralık 2017 Cuma    03.17

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.