ÇAĞIMIZIN EGOSU

1
461

 

“ Ah nerede o eski komşular, eski aşklar, eski dostluklar” cümleleri uzun zamandır herkesin dilinde… Hızla gelişen teknolojinin ardından hayatlarımızın en önemli parçası olan akıllı telefonlarımız ve günümüzün büyük çoğunluğunu geçirdiğimiz sosyal medya hesaplarımız… Sosyal medyanın pençesine düşmüş çoğunluğumuz bundan gayet memnun bir halde yaşıyor ve pençesine düşmeyenleri de garipsiyoruz… İnkâr etsek de bunun bir hastalık olarak bağımlısı hale geldiğimiz gerçeği ortada…

İlişkilerin başlamasından bitmesine kadar olan tüm süreçler farklı bir boyut kazanıp hayatlarımızı da çok hızlı bir şekilde değiştirmeye başladı. Her şey daha bir yapay, daha hızlı tüketilmiyor mu sizce de?  Ve daha önce anormal karşılanacak tavırlar artık çok normal gelmiyor mu? Evet, üzücü olan kısmı da bu işte… Kendimce sosyal medyayı aktif kullanmanın, bol paylaşım yapmanın zararlı bir bağımlılık olduğunu düşünmüyorum. Bence zararlı kısmı sosyal medyanın samimiyetsiz dili olan yapaylığının ilişkilere de yansıyor olması… Farkında mısınız bilmiyorum ama ilişkilerin çoğunluğu, kastım sadece aşk değil, arkadaşlıklar da dâhil bunun içerisinde sevimli emojilerle başlayıp, sevimsiz engellerle bitiyor… İnsanlar artık tepkilerini konuşarak belirtmekten aciz bir hale geldi… Birine kızıyorsak önce yazılan mesajları “görüldü” yapıyoruz ki bunun anlamı sana kızgınım şu an konuşmak istemiyorum demekmiş. Birini hayatımızdan çıkarıyorsak da önce tüm ortak gruplardan çıkıyoruz, sonra tüm hesaplarımızda “arkadaşlıktan çıkar” veya “takipten çık” yapıyoruz, üzerine bir de numarasını silip, engel koyuyoruz. Hatta bazen engellemiyoruz ki bunun sebebi fotoğraflarımızdaki “like” lardan biri eksilmesinmiş… Bunları yapıyoruz tamam güzel de, can sıkıcı olan kısmı onca anıyı paylaştığımız dost dediğimiz, arkadaş dediğimiz, canım sevgilim diye, hayatımın aşkı diye etiket yaptığımız insanlara tek bir açıklama bile yapma gereksinimi duymamamız…

Sosyal medyayı bağımlı olarak kullandığımı düşünsem de bunları algılayamıyorum ve algılayamadığım içinde mutluluk duyuyorum… Keşke sadece güzel paylaşımlar yapmak için kullansak, ilişkilerimizin ne başlamasına ne de bitmesine tepki olarak kullanmasak… Benden herkese bir tavsiye; “Samimi bakışlar, gönülden edilen sohbetler, gözlerinin içiyle yapılan gülümsemeler en sevimli emojileri bile etkisiz hale getirir.” Ayrıca dostlarla yapılan sohbetin yanında içilen kahvenin hatırı da hala daha kırk yıla denk düşüyormuş ki böyle ilişkiler hızlıca başlamadığı gibi hızlıca da tüketilmiyormuş… İnsanlarla gönül bağı kurmak öyle güzelken bir yandan da çok zordur o yüzdendir ki kurulan gönül bağını hızla yaygınlaşmış olan sosyal medya egosuyla kesip atmayın kenarlara köşelere…

1 YORUM

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here