Kapıya doğru yavaşça yürüdüm, bu saatte kim kapımı çalmaya cesaret etmişti üstelik tatil günümde kahvaltımı bile yapmamışken. Kapım banka kasası kadar güvenliydi yani açmam gereken onlarca kilit vardı sanki; üst emniyet kilidi, üst anahtar kilidi ve alt anahtar kilidi. Sonunda ‘kim o’ deliğinden bakmadan açtım, karşıma çıkan kimse yoktu eşikteki kutu dışında; biri belli ki bırakıp gitmeyi başarabilmişti ben kapı parkurumu aşmaya çalışırken .. Eşikteki kutu?

Kafamı çıkarıp soldan aşağı inen merdivenlere baktım, kimse yoktu ve kimsenin oradan geçtiğine dair bir işaret de yoktu;  çok geç kalınmış şekilde otomata basıp aşağıya inmiş herhangi birinin sesimi duymasını umarak seslendim -kim o?- Ne bir ayak sesi ne kapı çarpması ne de bir cevap alamamıştım. Eşiğin önündeki bu kutuya karşı güçlü bir çekim hissettiğimi farkettim; üzeri gökkuşağının tüm renklerine sahipti , hepsi parlaktı ve çatı katındaki camlardan yansıyan güneşin de yardımıyla ışıldıyorlardı; gözlerimi üzerinden alamamıştım tatlı bir histi; aklıma onu eşikte açmak geldi içeri almadan; hem ne olduğunu orada görebilir hem de memnun olmayacağım herhangi bir durumda ondan hemen kurtulabilirdim ve yaptım, bu şirin güzelliğin kapağını kaldırdım.. İçinden ne çıkmasını beklediğimi bilmiyordum ama gördüğüm karşısında kalakaldım, o sırada içim ürperdi, bu şekilde ne kadar durduğumu bilmiyordum gözlerime inanamamıştım; tüyler ürpertici bir şekilde mucizevi birşeydi kapıma gelen .. Kaçina bebekleri..

Aman Tanrım! Kutuyu o an eşikten aldım ve ürpermişlik halim devam eder bir şekilde salonun ortasındaki yemek masasına koydum, 3 adet kaçina bebeği bana bakıyorlardı. Oldukları yerden sadece neler olduğunu anlamaya yarı çalışan beynimle o anda onlarca soruyla bakıyordum ben de onlara.. Neydi bu şimdi; kim nerden bilebilirdi ki kaçina bebekleri son günlerde ilgimin odağı olan bir araştırma konusuydu .. Amerikan yerlileri ve bazı adetleri zaten neden ilgimi çekmişti ki, ben biliyordum ama benden başka bunu kim bilebilirdi; bu imkansızdı. Bütün bu sorularla birlikte bebeklerden birine uzattım elimi; bu kesinlikle ayı kaçina bebeği idi ve kutuda kalan diğer iki bebekten biri bufalo ve diğeri kartaldı.. Ayı bufalo ve kartal.. Hepsinin ayrı anlamı ve getirdiği ayrı haberler vardı..

Kaçina bebekleri ilginç bir konuydu beni çeken çünkü  özel ilgi alanım ile bağlantılı idi; açıkcası araştırmalar ve okumalar yaparken karşıma çıkmış olan bebeklerdi.. Doğaüstü enerjiler ve güçler, her varlığın dünyadaki belli görevleri ve meydana geldikleri enerjiler oluşturdukları frekanslar ve etkileşimleri, evet benim özel ilgi alanımdı.. Sadece amatörce sadece ilgimi çekerek ve sadece kendi sınırlarımı keşfetmek üzere..

Doğaüstü yeteneklerimiz olduğunu düşünmek ve aslında her birimizin olduğumuz yerlerden daha ileriye gidebileceğimiz fikri ve buna elimde olmadan inanmak belli bir süredir engelleyemediğim bir faaliyet içinde olmamı sağlamıştı. İçimdeki enerjinin dolup taşmasına yönlendirilmeye ihtiyacı olmasına karşı ne istediğimi ve neler yapabileceğimi görmek üzere yoğunlaştığım konular beni gerçekten de değiştirmişti, bundan bir sene öncesine ait bana, kendime, şimdi burdan şu andan baktığım zaman nerelerden hangi yollardan geçtiğimi hatırlayarak geldiğim noktayı ve gitmek yol almak ilerlemek değişmek farketmek istediğim bu en büyük yolculuğumu başlattığım noktayı çok iyi hatırlıyordum ve bu bebeklerin bu sabah benim- sadece benim- kapıma bırakılmış olmalarının herhangi bir tesadüften çok, büyük bir sebebi olduğunu biliyordum.

Ayı ; Bufalo ; Kartal ..

E:2/30.07.17